Pardus’u neden tercih etmeliyiz.
Niçin Pardus Kullanmalıyız?
Milliyetçiler, Pardus kullanır. Çünkü milli işletim sistemimizdir.
Emperyalizme, kapitalizme hayır diyenler Pardus kullanır. Çünkü özgürdür, ücretsizdir. Emekçi dostudur.
Dindar insanlar Pardus kullanır. Çünkü Pardus özgürdür. Amerikan-İsrail zulmüne destek olmamış olursunuz.
Vatanseverler Pardus kullanır. Çünkü Windows’a ödenen milyarlarca dolar ülkemizde kalır.
Milli işletim sistemimiz Pardus’a destek olmak, kullanmak için birçok sebebimiz var:
-Bize has bir üründür. Linux mimarisi üzerine gönüllü katılımcılar ve TÜBİTAK desteğiyle geliştirilmektedir.
- Açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Ne kullandığınızı bilirsiniz. Microsoft XP, Vista, 2007, Mac sistmlerindeki gibi gizli kodları yoktur.
-Ücretsizdir. İşletim sistemi, ofis programları, grafik programları, oyunları vb, uygulamaların tamamı bedavadır. www.pardus.org.tr veya www.ozgurlukicin.com ‘dan indirir ve gönül rahatlığıyla kullanırsınız.
-Güvenlidir. Virüs, trojan vs. bulaşma riski yoktur. XP ve Vista gibi çürük değildir.
Bir kere kurarsınız, yıllarca kullanırsınız. Birkaç ayda bir format atma sıkıntısından kurtulursunuz.
-Pardus’u kurduğunuzda ekran kartını, ses kartını, modeminizi, yazıcınızı bilgisayarınıza tanıtacağım diye saatlerce sürücü cdleriyle boğuşmak derdiniz olmaz. Çünkü Pardus akıllıdır. İşletim sistemini kurduğunuzda bunları da tanır. Ayrıca kurmazsınız.
En çok beğendiğim özelliklerinden
-Programlama bilenler üzerinde istedikleri değişiklikleri yapabilir. Çünkü açık kaynak.
-Pardus kurduğunuzda ofis yazılımlarını da kurmuş olursunuz. Çünkü ofis de kurulum CD’sinin içindedir ve formatla birlikte kurulur.
-Codec yükleme derdiniz olmaz. Bütün ses,video, resim codecleri hazır yüklü olarak gelir.
Amerikan Microsoft firması ve sahibi Bill Gates bilişim alanında küresel bir hegemonya kurmuş ve bu sayede dünyanın ne zengini olmuş. Bu kazandığı parayı insanlığın hayrına kullandığını söyleyemeyiz.
Devlet daireleri, belediyeler, şirketler vb. lisanslı yazılım kullanmak zorundalar. Lisanslı Windows işletim sistemi, Ofis programları ve diğer lisanslı yazlılımları kullanıyorlar, kullanmak zorundalar. Ülkemiz çok büyük maddi kayıplarla karşılaşıyor. Oysa Pardus tamamen ücretsizdir.
Haberlerde çıktı, ASAL, yani Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Askerlik Şubesi açık kaynak, özgür yazılım, ücretsiz olan Pardus’a geçmekle 2 milyon Dolar tasarruf sağlamış. Yani 2 milyon Dolar ülkemizde kaldı, Amerika’ya, Bill Gates’e, Microsoft’a gitmedi.
Pardus kullanmayı ve tanıtmayı, Amerikan emperyalizmine karşı ciddi bir mücadele olarak düşünüyorum. Hatta -belki iddialı gelebilir- ekonomik ve bilişim cihadı olarak görüyorum. Bilindiği üzere cihad sadece silahla olmuyor.
Bütün devlet dairelerini (bakanlıklar, bağlı il müdürlükleri, hastaneler, sağlık ocakları, okullar, adliyeler vb.) belediyeleri, şirketleri, şahısları, bu hesaba dahil ettiğimizde müthiş rakamlar çıkacaktır. Hesaptan anlayan bir arkadaş bunu kabaca bir hesaplasa iyi olur.
Bizler de bu milli işletim sistemimizi ne kadar öğrenir, bilir, tanıtıp yaygınlaşmasına katkıda bulunursak o kadar hayırlı bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum. Böylece yöneticiler üzerinde de bir baskı olacak ve ciddi ciddi özgür yazılıma -Pardus’a- geçelim artık diye düşüneceklerdir.
İlk kurduğumda biraz zorlandığımı itiraf etmeliyim. Tamamen farklı bir sistem çünkü. Bir haftada alıştım.
Ortalama bir kullanıcı bile aylarını, yıllarını vermiyor mu Windows’u öğrenmek için. Hatta hala öğrenmeye devam etmiyor mu?
Bir hafta nedir ki …
Windows’a para verip almanız ayrı bir sıkıntı, kaçak (kırık, korsan) kullanmanız ise apayrı bir sıkıntıdır. Kaçak kullanmanız yasal değildir. Kanunen sorumlusunuz, suçlusunuz. Vicdanen ve dinen de sorumlusunuz. Çünkü başkasının emek verdiği bir ürünü, izinsiz olarak kullanmış yani çalmış oluyorsunuz.
Oysa Pardus’un Kamu Lisansı vardır, dolayısıyla ücretsizdir.
Windows’a mahkum değilsiniz.
Mahkum kelimesine dikkatinizi çekerim.
Size sadece bir marka kullanmaya mecbur tutsalardı
kendinizi nasıl hissederdiniz?
Örnek verelim:
Size sadece bir markanın kolasını içebileceğinizi,
sadece bir markanın kalemini,
sadece tek marka saat,
tek marka cep telefonu,
sadece filan marka çay alabileceğinizi söyleselerdi,
sadece tek bilgisayar markası sunsalardı
vb. vb. kendinizi nasıl hissederdiniz?
Evet, Windows’a mahkum musunuz? Dünyanın en zengin insanına (niye bu kadar zengin acaba?), bir Amerikalıya mahkum musunuz?
Yoksa özgür müsünüz?
*Dört ayda bir çöken, sürekli yavaşlayan, kilitlenip kalan, paralı ve virüs bulaşan çürük, hastalıklı Windows XP, Vista vb. sistemleri kullanmaya devam edecek misin?
*Pardus kullanmaya ne dersin? Rahat edersin
*Pardus 2009 çıktı. Yaşasın özgür yazılım.
Not : Çoğu kişi okuduğunda şunu söyleyebilir.Pardus’un yeteri kadar geliştiğine inanmıyorum ve bunun için kullanmıyorum ama unutmayınki Pardus’u geliştirmek sizin elinizde Pardus açık kaynak kodlu bir işletim istemi olduğu için her türlü geliştirmeye açıktır.
Son Not: Yok ben ne formattan anlarım nede pardus’u geliştirebilirim diyenlerede lafımız yok.Umarım bir gün Pardus Dünya devi olur ve tüm dünya Pardus’u kullanır.
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir.
Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Ağız aynı zamanda konuşmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; çiğneme, yutma, konuşma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadır.
Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri, daha sonra yerlerini kalıcı dişlere bırakır.
Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.
Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “ağız ve diş sağlığı”nın varlığını gösterir.
1. Diş Çürümesi
Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.
Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır.
Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler.
Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler.
Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.
Diş çürüklerinin erken dönemde tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyüktür.
Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.
2. Diş Eti Hastalıkları
Dişin diş eti dışında görünen bölümü diş minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıştır. Bunun altında daha yumuşak bir yapı vardır. En içte ise diş özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Diş gövdesi diş etine ve onun altındaki kemiğe girdiği bölümde daralır. Bu bölüme dişin boyun bölümü denir. Çene kemiği içinde kalan bölümüne ise dişin kök bölümü adı verilir. Diş kökü diş yuvasında çene kemiğine özel doku uzantıları ile sıkıca bağlanmıştır. Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılmalıdır.
Diş eti hastalıkları en önemli diş sağlığı sorunları arasındadır. Ağız hijyeninin bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Başlangıç döneminden itibaren diş etleri kolay kanar. Diş eti kanamalarında diş hekimi muayenesi zorunludur. Diş etleri, diş yuvaları ve ağız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak diş eti hastalığı olarak bilinmektedir. Diş üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen diş eti iltihapları çene kemiğinin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol açabilir.
Diş çürüğü, diş eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, ağız bakım yetersizliği ağız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal ilişkileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da ağızda kendine özgü kokular yapabilir.
3. Dişlerin Gelişim Bozuklukları
Ağızda kapanma bozukluklarına neden olan diş düzensizlikleri dişlerin çürümesini kolaylaştırır ve daha erken dönemde dökülmesine yol açar. Düzensiz dişler, alt ve üst çene arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilir. Çiğneme ve temizleme güçlüğü yaratırlar, kötü ağız kokusuna yol açarlar.
Düzensiz dişlerin en önemli nedeni süt dişlerinin zamanından önce yitirilmesi olabilir. Bunun sonucunda çıkan kalıcı dişler birbiri üzerine gelecek biçimde yerleşebilirler. Düzensiz dişler konuşma bozukluklarına ve görünüm bozukluklarına neden olabilir.
Sigara dişlerde renk değişikliği yapar. Sigara içenlerin dişleri kahverengimsi bir renk alır. Canlılığını kaybetmiş olan dişler gri renkte görünür. Çocuklarda hatalı olarak kullanılan bazı ilaçlar da dişlerde renk değişikliğine neden olabilir. Aşırı derecede flor dişlerin sararmasına neden olabilir.
Hamilelikte ve süt çocukluğu döneminde kullanılan antibiyotik vb. bazı ilaçlar dişlerde kalıcı renk değişikliklerine neden olabilir. Bu nedenle hekim önerisi olmaksızın ilaç kullanılmamalıdır.
4. Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?
Diş hastalıkları ve diş sağlığının korunması açısından erken tanı çok önemlidir. Bu nedenle yılda en az iki kez diş hekimine muayene olunması önerilir.
Diş çürümelerinin önlenmesinde sularda yeterli flor olması, düzenli olarak dişlerin fırçalanması, diş ipi kullanılması, aşırı tatlı ve şekerli yiyeceklerden olabildiğince kaçınma bunlar yendiğinde mutlaka dişlerin fırçalanması, diş hekimi kontrollerine gidilmesi temel uygulamalardır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde de diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir.
Dişlerde gelişim bozuklukları varsa erken dönemde özel diş hekimliği dallarında uzmanlaşmış birimlere başvurularak gerekli tedavi sağlanmalıdır.
Aşırı asitli ve şekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Dişler sert cisimlerle karıştırılmamalı, fındık, ceviz vb. kabuklu yiyecekler dişlerle kırılmamalıdır. Bunlar diş minesinin çatlamasına ve bakterilerin etkisinin artmasına neden olur. Diş minesinin koruyucu etkisi ortadan kalkar.
5. Diş Fırçalama Tekniği
Dişlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırçalamaktır. Diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. En uygun fırça naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırça seçildikten sonra dişler en az günde iki kere düzenli olarak fırçalanır. Diş macunu ağza verdiği hoşa giden koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırır. Diş parlatma tozları diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamalıdır. Aşırı kullanımlar diş sağlığı açısından zararlıdır.
Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Daha sonra fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür.
1. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır.
2. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.
3. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.
Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.
Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir.
6. Diş İpi Kullanımı
Diş ipi, diş aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklaştırılması açısından çok yararlı bir araçtır. Çok küçük yaşlardan başlanarak uygun diş fırçalama ve diş ipi kullanma tekniklerinin öğrenilmesi gerekmektedir.
Dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli çürük nedenlerindendir.
1. Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.
2. Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir.İp, dişler arasından geçirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada diş etinin kesilmemesine özen gösterilmelidir.
3. Aynı uygulama diğer bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır.
Açık kaynak kodlu yazılım nedir? Yararları nelerdir?
Açık kaynak kodlu yazılım (Open Source Software) anlam olarak kodları açık, derlenebilir, değiştirilebilir, kişiselleştirilebilir yazılım anlamına gelmektedir. Dünya üzerinde bu tür yazılımlar gittikçe artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bu yazılımların öneminin artış sebebi aslında yazılımcıların aralarındaki işbirliğidir. Yazılımcılar, belli
bir kodu yazarken veya derlerken sorun yaşadıklarında daha iyi bilen yazılımcılara sorarak sorunlarını çözerler ve bu genelde internet üzerindeki belli platformlar üzerinden olur. Bu platformlar, zamanla büyür ve bu işe yeni başlayan yazılımcılar için muazzam bir kütüphaneye dönüşürler.
Yaklaşık 4 yıldır asp.Net ile yakından ilgileniyorum ve bu web programlama dilini kullanarak birçok web sitesi yayınladım. Bu denemelerim sırasında birçok noktada takıldığım oldu ancak internetteki sayısız kaynak imdadıma en kısa sürede yetişti diyebilirim. Bu kaynaklardan en çok kullandığım ve fayda gördüğüm ise forums.asp.net oldu.
Tüm bu paylaşımın ortaya çıkardığı güç, internette açık kaynak kodlu yazılımların üretilmesine ve kullanılmasına neden oldu. Yıllar öncesinde açık kaynak kodunun ilk dalgası olan Linux gibi işletim sistemi yazılımları ile başladı bu akım. Linux, Windows gibi bilgisayar üzerinde çalışan bir işletim sistemi, ancak Windows’tan farkı bu sistemi oluşturan kodların açık olması ve istenildiği gibi değiştirilebilmesi. İkinci dalga biraz daha uygulama tarafında etkinliğini gösterdi ve veritabanları, browser lar gibi uygulamalar açık kaynak kodlu olarak üretildi. Bunlardan en yaygın kullanılanı ise Mozilla Firefox.
Üçüncü dalgada artık şirketler tarafından kullanılan CRM (MÜşteri İlişkileri Yönetimi), ERP (Enterprise Resource Planning) yazılımları da açık kaynak kodlu olarak üretilmeye başlandı. Henüz ücretli hazır paket programlar kadar etkin çalışmasa da, güvenlik konusunda geliştirilmesi gerekse de küçük ve orta ölçekli şirketler için aslında güzel bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bu açık kaynak kodlu yazılımlar internette birçok yerde bulunabiliyor ancak bu konuda en popüler site SourceForge.Net olarak biliniyor. Örneğin bugün içinde site üzerinden 1.5 milyondan fazla download yapılmış ve foruma 1070 yazı yazılmış. Sitenin pagerank i 9, ki bu da sitenin ne kadar popüler ve kaliteli olduğunu Google tarafından onaylıyor.
Site üzerinde biraz araştırma yaptım. Yazılımlar ile ilgili çok detaylı bilgi veriliyor ve çok kaliteli yazılımlar ücretsiz sunuluyor. (Sitedeki örnek bir CRM yazılımını incelemek için burayı tıklayabilirsiniz).
Açık kaynak kodlu yazılımların en büyük handikapı, bu yazılımların çok kapsamlı testlerden geçmemiş olması ve her an bir güvenlik açığının oluşabilme ihtimali. Uzun yıllardır kullanılan ve belki de büyük şirketlerin bile yapamayacağı testlerden kullanıcılarının katkısıyla geçen birçok açık kaynak kodlu yazılım var tabi ki. Ancak uygulama olarak geliştirilen açık kaynak kodlu yazılımların birçoğu için bundan söz etmek güç. Bu nedenle bu uygulamaların kodlandığı dillere hakim birkaç kişilik bir ekibin yazılımı gözden geçirmesi, bazı düzeltmeler yapması ve şirkete göre düzenlemesi gerekiyor. Yine de yüksek fiyatlı özel yazılımlarla kıyaslandığında bu maliyetin çok da göze batmayacağı ortada. Karar sizin, en azından böyle bir opsiyonun da varlığından artık haberdarsınız.
Özgür Yazılımın Bize Ne Yararı Var?
Daha önce GNU Genel Kamu Lisansının Özgür Yazılımlar için getirdiği 4 ana haktan bahsetmiştik. Bunların bir daha hatırlatmakta yarar var:
- Her türlü amaç için programı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).
- Programın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Program kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.
- Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).
- Programı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Program kaynak koduna erişim bunun için de bir önşarttır.
Peki bu haklar sayesinde neler kazanıyoruz?
Hemen bahsedelim:
- Güvenilirlik: Açık kaynak kodlu yazılımların belki de en büyük artısı olan güvenilir oluşları, kimi çevreler tarafından çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Neden olarak da ‘Açık kaynak kodlu bir yazılımın tam olarak nasıl çalıştığı kaynak koduna bakılarak bilinebildiği için yazılımın barındırdığı güvenlik problemleri saldırganlar tarafından kolaylıkla tespit edilip kullanılabilmektedir’ denilmektedir.. Bu iddianın nasıl “çarpıtma” bir yargı olduğunu şöyle açıklayabiliriz: Herhangi bir özgür yazılım doğası gereği geliştirilme süreci boyunca onbinlerce göz tarafından kontrol edilmektedir.. Var olması muhtemel bir güvenlik problemi ya da kötü niyetli bir programcı tarafından bilinçli olarak yerleştirilebilecek bir kod parçası yazılım elimize ulaşmadan tespit edilmekte ve hızla düzeltilmekte ya da bize ulaşması engellenmektedir. Ayrıca bu iddiada olan kişilere benim sorum da şu olacaktır: acaba binlerce kişinin kollektif bir şekilde geliştirdiği bir yazılım güvenilmezse, sınırlı sayıda kişinin geliştirdiği ve kaynak kodunu kapattıkları bir yazılım ne kadar güvenli olacaktır? Bu güvenilirliği kim ve nasıl garanti edecektir?
- Sağlamlık: Onbinlerce gözün denetiminde demiştik ya
yüksek kalitede, kararlı ve kuvvetli yazılımların çıkması için yeterli koşulu bir daha anlatmaya gerek var mı? (= 
Özgür Yazılım
- Esneklik ve Kontrol: Kaynak kodu açık bir yazılımı kolaylıkla değiştirebilirsiniz.. Yeni bir sistem üzerinde çalışması için yeniden yapılandırmak hızla ve kolay bir şekilde olur; istediğiniz kısımlarını çıkararak kapsamını daraltabilir ya da ihtiyacınız olan yeni fonksiyonları ekleyebilirsiniz. Kontrol sizdedir. Kontrolün sizde olması demek, projenizde, çalışmanızda ne zaman hangi bölümlerin yükseltilebileceği (upgrade), hangi hataların düzeltilmesine öncelik verilmesi gibi kararları sizin verebilmeniz demektir.. Aksi takdirde kaynak kodunu bilmediğiniz bir program tüm kontrolü satıcının eline vermekte, sizi satıcının tekelinde oyuncak haline getirmektedir. İyi niyetli olmayan bir satıcı yüzünden ciddi boyutta zarara uğrayabilirsiniz.. Esneklik ve kontrol, sadece projenizin gidişatını değil, bu proje için ayırdığınız bütçeyi de etkileyen bir etkendir.. Kontrol önemlidir. =)
- Uygulama Desteği: Çok geniş bir yelpazede ve çeşitlilikteki bir çok açık kaynak kodlu özgür yazılım her gün duyurulmaktadır. Ayrıca http://sourceforge.net/ gibi OSDN’ler (Açık Kaynak geliştirme ağları/Open Source Development Networks) sayesinde istediğiniz konularda istediğiniz çözümü sunan projelere ulaşabilir haldesiniz. Teknik bilginize göre istediğiniz noktada bu projelerin gelişiminde yer alabilir, kendi ihtiyaçlarınıza göre projelerin gelişimini etkileyebilirsiniz
Peki teknik açıdan hiç bir bilginiz yoksa, “yok kardeşim, ben sadece kullanıcam, ama şurasının burasını anlamadım, yok mu bana yardımcı olabilecek bir babayiğit” diyorsanız ne olucak? =) Merak etmeyin, günümüzde açık kaynak kodlu özgür yazılımlar sadece forumlardaki tartışmalarla desteklenme, e-posta listelerine sıkışıp kalma halinden kurtulmuş; geniş destek hatları ve müşteri hizmetlerine de kavuşturulmuş haldedir. Örnek olarak popüler linux dağıtımlarından Ubuntu’yu gösterebiliriz. Ubuntu’nun dışında, herhangi bir açık kaynak kodlu teknoloji hakkında yardım ve destek almak istiyorsanız (Mysql, Postgresql, php, LaTeX) size destek olabilecek bir çok şirket bulabilirsiniz. Bu şirketler özgür yazılımın “beleş biradaki gibi değil de özgürlükteki gibi özgür olması” (Free as in freedom, not as in free beer) durumuna uygun olarak belirli ücretler talep edebilirler. =) Özgür Yazılım ve Açık Kaynak kodun bir ekonomi modeli olarak sunulmasına bu uygulama desteklerini örnek verebiliriz. Destek konusunda açık kaynak kodlu yazılım modeli üzerinde çalışan şirketler aracılığıyla, herhangi bir konudaki ihtiyaç açık kaynak kodlu yazılımlarla hızlı ve kaliteli bir şekilde çözüme kavuşturulabilmektedir.
Tabi ki bu temel başlıkları çoğaltabiliriz de, ancak ilk akla gelenler ana başlıklar bunlardır ve kanımca yeterlidir de..(=
Ama, ama…
Bu noktada aklınıza şöyle bir düşünce takılabilir: – iyi güzel de, diyelim ki kendim bir yazılım yazdım, o kadar emek harcadım, gecelerim gündüzlerime karıştı ve sonunda programım ortaya çıktı, çokbir sonraki da acayip birşey, janjanlı, on numero
Ben şimdi bu kadar emek harcadığım yazılımın bir de kodunu mu açıcam, kapalı kodda “sadece ben yaptım” edasıyla millete satarım çok para kazanırım, pabucumun özgür yazılımı, peeh (=
Şimdi ben de bu düşüncenin üzerine yukarıda saydığım argümanlarla gideyim, bakalım ne olacak
Birincisi, tamam iyi güzel, denediniz, test yaptınız ve bu programın iyi çalıştığına inanıyorsunuz.. Hiçbir sorununun olmadığını iddia ediyorsunuz.. Peki acaba haklı mısınız yoksa yanılıyor musunuz bu hususta? Biraz spagetti-western filmlerindeki kovboy replikleri gibi olacak ama “yazılım dünyasının mezarlıkları kendine güvenen mağrur programcıların çöpe atılmış kodlarıyla doludur”
Şaka bir yana, her ne kadar yazılımınızı binlerce defa kontrol etmiş olsanız bile, yazılımınızda sorun çıkma olasılığı vardır.
Özgür Yazılım
Veyahut kötü niyetli programcılar tarafından bir eksiği bulunup, o eksik üzerinden yazılımınızı çökertecek ya da kötü niyetle kullanılacak hale gelmesini engel olamama olasılığınız her zaman bulunur.. Bu olasılık yazılımınızın hitap ettiği kitle arttıkça ve yazılımın kod yükü arttıkça daha da artacaktır..
İkincisi, yazılımınızı kullanacak insanların kaynak kodunuzu görmeden iş yapmaları bütün kaderlerini sizin elinize vermeleri demektir.. Yani sizin yazılımınızı kullanacaklar, ama o yazılım hakkında hiçbirşey bilmeyecekler, o yazılımın yaratabileceği herhangi bir sorun olduğunda elleri kolları bağlı sizin kapınıza koşacaklar.. Böyle bir koşulu kabul etmek için ya yazılımınızı sattığınız insanlar bunu önemsememeleri, ya da bir şekilde sizin yapacağınızı herhangi bir baskıya boyun eğmeleri gerekir
Siz olsanız böyle bir riski kabul eder miydiniz? hele hele, bir ülkenin mali işlemleriyle alakalı, bir ordunun savunma sanayi ile alakalı ya da dünyanın sayılı şirketlerinden birine yönelik bir yazılımdan söz ediyorsak?
Daha yazmaya gerek var mı? Bence başka örneklere geçelim, hem aşağıdaki örneklerle yukarıdaki konu hakkında ayrıntılı ilişki kurmanız mümkün olur..
Patent ve Yazılımcının Hakları
Bir çarpıcı örnek de yazılımın bilgi yönünü ele alarak verelim: Düşünün, ampulü bulan Thomas Edison’a ampulün patenti sonsuza dek verilseydi, yani her yaktığımız ampül için Edison soyundan gelen insana para ödemek zorunda olsaydık düşünün oluşabilecek kaos ortamını
Ayrıca bu konuda tarihi açıdan bakarsak tam tersi durumun söz konusu olduğunu da görürüz. ABD Anayasası oluşturulurken yazarların doğal haklara sahip oldukları fikri öne sürülmüş fakat kesin ve net şekilde reddedilmişti. İşte bundan ötürü ABD Anayasası telif hakları sistemine ‘izin verir’ ancak bunu ‘şart koşmaz’. Telif hakkının geçici olmak zorunda olduğunun belirtilmesinin sebebi de zaten budur. Yine ABD Anayasa’sında telif hakkının amacının yazarı ödüllendirmek değil, gelişmeyi teşvik etmek olduğu belirtilmiştir. Telif hakkı kısmen yazarı ve daha fazla da yayıncıları ödüllendirir ancak bu ödüllendirmenin amacı davranış değişikliğini sağlamaktır. Yani Thomas Edison ampulü bulmuştur, bunun üzerinde telif hakları da almıştır; ancak bu ampulün tekelinin Thomas Edison’da olması gibi bir yargıyı beraberinde getirmez.
Peki ya yazılımı kopyalarsak ne olacak?
Komşunuz yeni bir araba alıyor, siz de bu arabayı çok beğeniyorsunuz ve bu arabanın aynısından, bu arabaya, komşunuza ve arabanın üreticisine zarar vermeden bir tane daha “kopyalama” şansınız var.. Acaba aynı arabadan bir tane daha yapmak, hem de kimseye zarar vermeden, bir SUÇ mudur? Bu örneği yazılım dünyasında daha rahat anlayabiliriz, çünkü herhangi bir yazılımdan bir tane daha yapma olanağınız varsa bunu yapma olasılığınız, normal hayatta aynı cins bir otomobil yapma olasılığınızdan daha yüksektir
Hem de kimseye zarar vermeden…
Yazılım Sahipleri, kullanıcılar programları izinsiz olarak kopyaladıklarında ‘zarar’ gördüklerini veya ‘ekonomik kayba’ uğradıklarını belirtmektedirler. Ancak kopyalama yazılım sahibi üzerinde doğrudan bir etkiye yol açmaz ve kimseye zarar vermez. Yazılım sahibi, ancak yazılım için para ödeyecek bir kullanıcı bunun yerine kopyalamayı tercih ederse bir kayba uğrayabilir.
Biraz düşünürsek görürüz ki çoğu kişi kopyaladığı şeyi para karşılığı satın alacak değildir. Buna rağmen yazılım sahipleri sanki herkes bir kopyayı satın alacakmış gibi ‘kayıp’larını hesaplarlar. Buna en nazik ifade ile abartmak denir.
Patent ve Yazılım-Yazılımcı Hakları konusunda önümüzdeki sayılarmızdan birinde örneklerle destekleyerek daha geniş kapsamda ele alacağımız bir yazımız olacak.. Günümüzde süregelen patent ve yazılımcı hakları ihlalleri, hatta ve hatta “patent ve yazılımcı hakları ihlali” ihlalleri hakkında ilginç bir serüvene adım atacağız ve bazı sorulara kendimizce cevap bulmaya çalışacağız.. çünkü bu kadar yararını saydığımız özgür yazılımı insanlık olarak hakediyoruz!
Özgür Yazılım Nedir?
Özgür yazılım nedir? Tutsak yazılım olur mu ki özgür yazılım olsun? nasıl bir şeydir bu özgür yazılım, yenir mi içilir mi? özgür yazılım da bizi görecek mi?
Bugün bu sorulara yanıt aramaya çalışalım hep beraber.
Öncelikle “Yazılım nedir?” sorusuna cevap bulalım: Bu konuda TDK Sözlüğü diyor ki: Yazılım; bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.. Örnek isterseniz kelime işlemci programlar, bilgisayarınız açıldığında CD sürücünüzü, sabit sürücüleri, RAM’i tanıyan BIOS; işletim sistemi, web tarayıcınız, virüslerin kendileri, antivirüs programları hepsi birer yazılımdırlar.
Bu arada bilmemiz gereken bir kavram daha vardır ki o da kaynak kodu(source code)dur. Kaynak kodu, yazılımların nasıl çalıştığı konusunda bize bilgi verir. Kaynak kodu herhangi bir programlama diliyle yazılmış olup (C, C++, Java, Perl gibi) bu dili biliyorsak bizim anlamamızı sağlayacak formdur. Bu kaynak kodları sonra bazı derleyicilerden geçip de bilgisayarınızın anlayacağı hâle getirilir. Yani popüler söylenişiyle 10010000101110101011 gibi 1′ler ve 0′lar (ikili sistem) hâline gelir.
Kapalı Kaynak Kodlu yazılımlar adından da anlaşılacağı üzere bize kaynak kodunu göstermeyen yazılımlardır. Yani bir programı kullanırsınız ama nasıl çalıştığını, bilgisayarınıza o anda neler yaptığını bilemezsiniz. Bunun doğal bir sonucu olarak da herhangi bir sorunla karşılaştığınızda bu sorunun neden dolayı oluştuğunu da kestirmeniz pek mümkün olmaz. Yazılımı geliştirmek sadece o yazılım sahibinin tekelindedir. Yani siz beğenmediğiniz, ya da “şöyle olsa nasıl olurdu?” dediğiniz bir yazılımı istediğiniz şekilde değiştirme hakkına sahip değilsinizdir. Bunu şöyle de örneklendirebiliriz; önünüze sabit menü bir yemek gelmektedir ve tuzu, karabiberi, herşeyi ayarlanmış olduğu size söylenir, size de yemenizi söylerler. Ayrıca o yemeği civar köylerde yapan bir tek kendilerinin olduğunu iddia edip de sizden fahiş fiyatlar isterlerse vay hâlinize…
Bu kaygıları kendi bünyesinde taşıyan insanların kurdukları Özgür Yazılım Vakfı(Free Software Foundation[FSF]) bu konuya el atmıştır. 1970’li yıllarda MIT(Massachusetts Institute of Technology)’nin Yapay Zeka Laboratuarlarında beraber çalıştığı ve aynı şekilde düşündüğü bir grup arkadaşıyla Richard M. Stallman ortaya GNU felsefesini atar. GNU “GNU is Not Unix” manasına gelen özyinelemeli(rekürsif) bir kelimedir. Unix adlı kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinden ayrı bir manaya geldiğini belirtmek için GNU kelimesini seçmişlerdir…
Peki nedir bu GNU felsefesi? 1985 yılında, özgür yazılımları bir çatı altına toplamak amacıyla kurulan Özgür Yazılım Vakfı, aynı yıl özgür yazılımları korumak amaçlı bir lisans yayınlar. Bu lisansın adı da GPL‘dir(GNU General Public Licence) yani Türkçesi “GNU Genel Kamu Lisansı”. Artık özgür yazılımlarımızı koruyacak bir dayanağımız vardır…
O zaman bu GPL nedir? Nasıl koruyacaktır özgür yazılımları?
- http://www.belgeler.org/KiTAPLIK/gpl.html adresinden Türkçe çevirisine
- http://www.gnu.org/licenses/gpl.html adresinden orjinaline ulaşabileceğiniz GPL‘in temel olarak koruduğu 4 hak vardır:
- Her türlü amaç için programı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).
- Programın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Program kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.
- Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).
- Programı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Program kaynak koduna erişim bunun için de bir önşarttır.
Bir yazılım, bu 4 temel hakka da sahipse ‘özgür yazılım’ olarak değerlendirilebilir. Bu noktada şuna değinmekte de yarar var: Özgür yazılımlar hakkında sık rastlanan bir yanlış anlama, özgür yazılımların ücretsiz olduğudur; genellikle böyle olmakla beraber, özgür yazılımlar ücretli olabilirler, fakat kaynak kodları ücretlendirmelerinden bağımsız olarak açıktır.
Peki Özgür Yazılım GNU Felsefesinin bize ne yararı var? Getirdikleri götürdükleri nelerdir? Bir de Linux varmış, o ne ola ki? Bu soruları da bir sonraki yazımızda cevaplamaya çalışacağız…
Btrfs Dosya Sistemi Sahnede
Linux için “yeni nesil dosya sistemi” olarak tasarlanan Btrfs, diğer Linux dosya sistemlerinde mevcut olmayan geniş özellikler sunuyor ve ürün yakında kullanılabilmesi için hazırlanıyor.
Eğer son birkaç ay içinde yayınlanan sayısız makaleye bakılırsa, Btrfs dosya sistemi, geliştiricilerinin kabul ettiği geleceğin Linux dosya sistemi. Geliştiriciler arasında değil, ama genel destekçileri arasındaki genel kanıya göre Btrfs, Linux dünyasının ZFS’si olacak. Solaris işletim sistemi için Sun Microsystems tarafından tasarlanan ZFS’yle kıyaslandığında Btrfs, hâlâ deneysel olmasına rağmen iki dosya sisteminin birçok ortak yönü var. Entegre hacim yönetimi, veri bütünlüğünü sağlama, snapshot ve kopyasını yazma ile birlikte, Btrfs şu anda kullanılan Linux dosya sistemlerine göre ileri seviyede özellikler sunuyor.
Kimilerine göre “ButterFS”, bazılarına göre “BetterFS” olarak adlandırılan Btrfs, aslında B-Tree dosya sistemi için yetersiz, çünkü dosya sistemi kendi veri ve metaveri ağaç yapılarını yönetir. Oracle geliştiricisi Chris MASON tarafından işlenmiş dosya sistemi, Linux 2.6.29‘dan beri Linux çekirdeğinin bir parçası oldu. Ancak, tek başına kullanım şöyle dursun, bu onun kararlı olduğu anlamına bile gelmiyor. Açıkça kernel.org’daki Btrfs sayfası bile, disk veri biçimleri üzerindeki dosya sistemlerinin bile son halini almadığını işaret ediyor.
Linux Vakfı‘ndan Amanda McPHERSON ile yapılan bir röportajda, Btrf’nin bir sonraki geliştirme adımları üzerine bir öngörü sunuluyor: Performans darboğazlarının birçoğu 2.6.31 çekirdeğinin son sürüm adayında çözülmüş durumda. Oracle geliştiricisi Chris MASON, geliştiricilerin 2.6.32 kerneliyle birlikte Btrfs’yi ciddi testlerle hazırlamayı planladıklarını söylüyor.
Gelecek İçin Hazır Ol
64 bit dosya sistemi için, Btrfs maksimum dosya sistemi ve maksimum hacim boyutunun her ikisine de 16 exabyte’a (16,384 petabyte) kadar adresleme yapıyor. Bu, ext4 tarafından adreslenenden daha fazla (1024 Pbyte/16 Tbyte). Bir karşılaştırma noktası olarak, CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı şu anda büyük olasılıkla dünya çapındaki en büyük veri üreticisi ve Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’daki veri merkezleri arasında dağıtılan bir şebeke içinde yaklaşık 20 Pbyte depolama alanı bulunmakta.
ZFS’ye benzeyen diğer yönleri ise:
- Btrfs iki ağaç yapısında metaveri ve veri bloklarını kaydeder (Dosya adları ve dizinler için biri, veri blokları için diğeri).
- Veri blokları özellikle geniş dosyalarla performansı arttıran blok listelerinin yerine ölçü yoluyla adresleniyor. Btrfs, ağacın yapraklarında küçük dosyalar saklayabilir.
- Btrfs ilgili tüm metadataları bir kere düzenleniyor ve diske yazılmasını sağlayan “veri=sıralı” kipin bir türünü işletiyor. Bu, bir sistem çökmesi ya da güç kesilmesinden sonra, değiştirilen eski verinin tekrar ortaya çıkmasını engelliyor.
- Yazarken kopyalama, yazılabilir snapshot’a izin verir.
- RAID fonksiyonelliği dâhili bir özelliktir (sadece RAID-0, RAID-1 ve RAID-10 şu anda mevcuttur). Aygıtlar işlem süresince eklenebilir ve kaldırılabilir.
- Çeşitli dosya sistemleri alt hacimler gibi bir hacim (bir bölüm) ile birlikte iç içe olabilir – bu Btrfs Mantıksal Hacim Yöneticisi’nin bir türünü verir.
- Eğer RAID-1 ve RAID-10 ayna kullanarak doğrulanmışsa, Checksum’lar kusurlu verinin tespit edilmesine olanak tanıyan veri blokları ve metaveri’yi doğrular. Bu davranış nodatasum bağlama seçeneği yoluyla kapatılabilir.
Ek olarak, Btrfs modern dosya sistemlerinin beklenen değişik özelliklerini sunar:
- Btrfs gerektiği gibi dinamik olarak düğümler oluşturur, durağan olmayan düğüm tabloları bir dosya sistemi oluşturulduğunda yazılır.
- Dosya sistemi işlem boyunca birleştirmenin yanı sıra aşağı ya da yukarı boyutlanabilir.
- Btrfs POSIX standardında tanımlandığı gibi Erişim Kontrol Listelerini (ACL) destekler.
- Dosyalar yazılıyorken sıkıştırılabilir (bağlama seçeneği compress). Aynı zamanda anında veriyi şifreleme seçeneği planlanıyor.
Btrfs sisteminin incelemesine devam etmeden önce, son bir uyarı yapalım: Btrfs hâlâ geliştirilme aşamasında ve kesinlikle masaüstü sistemlerde kullanılmaya hazır değil.
Performans
Btrfs’in ilk gelişim aşamalarında olduğu düşünülünce Postmark, Tiobench gibi sistemlerle kıyaslanması henüz yersiz olur. Bu yüzden testlerimizi geniş dosyalarla uğraşırken geçen süreyle sınırlandırdık ve sonuçları aynı test makinesi üzerinde denenmiş Ext3 ve Ext4 ile karşılaştırdık. Btrfs, tüm testlerde Ext3 dosya sisteminden çok daha iyi, Ext4′ten ise biraz daha iyi sonuçlar aldı.
Tabi ki bu, Btrfs’nin Ext3 ve Ext4′ü her durumda geride bırakacağı anlamına gelmiyor. Ama sonuçlar bu dosya sisteminin potansiyelinin sadece yeniden boyutlandırma ve yönetme aşamalarında değil, aynı zamanda performansta da çok yüksek olduğunu gösteriyor.
YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ
Her sabah yataktan kalkıldığında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin doğal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizliği için tercih edilmelidir.
Çoğu zaman görme keskinliğinin kaybedildiği farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozukluğu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması oldukça yaygındır. Bazı kişiler sadece göz rengini değiştirmek için estetik amaçlı kontakt lens kullanırlar. Kontakt lens kullanımında temizlik çok büyük önem taşımaktadır. Bu temizliğe ilk gün nasıl uyuluyorsa kontakt lens kullanıldığı sürece de aynı titizlikle uyulması gerekmektedir.

Bazen güzelliği daha belirgin hale getirmek için başta göz çevresi ve kirpikler olmak üzere makyaj amacıyla yüze sürülen çeşitli maddeler kullanmaktadır. Öncelikle bu maddelerin kaliteli olması çok önemlidir. Buna rağmen göz çevresinde ve yüzde mikrobik ya da allerjik sorunlarla karşılaşılabilir. Makyaj yapılıyorsa her akşam yatmadan önce muhakkak göz çevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun krem ve solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Makyaj temizliğinde kullanılan malzemelerin niteliği de en az makyaj malzemeleri kadar önemlidir. Bu tür malzemeler yeterince kaliteli olmadığında cildin yıpranmasına, sivilce ve siyah noktaların oluşmasına hatta lekelenmelere yol açabilir.
Kulak temizliğinde kulak arkasının temizliği unutulmamalıdır. Kulak içine herhangi bir cisim sokulmamalıdır. Dış kulak yolunun zedelenmesi tehlikeli iltihaplanmalara neden olabilir.
Kulağa küpe takarken bunun kulakta allerji yapabileceği bilinmelidir. Bu nedenle kullanılacak küpelerin allerji yapma özelliği çok az olan altın ya da gümüşten yapılanları tercih edilmelidir.
Klipsi olmayan küpe kullananlar kulak memesinde delik açtırmaktadırlar. Bu deliği açarken kullanılan delici aracın ve peşi sıra takılan ip ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesinde çok tehlikeli durumlara yol açabilecek iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıca kulak memesine delik açılırken tek kullanımlık aletler kullanılmadığı taktirde bugün için çok yaygın hale gelmiş kan yolu ile bulaşabilen sarılık (hepatit B), AIDS (HIV) gibi, mikropların yol açtığı hastalıklara yakalanma tehlikesi vardır. Doğal olarak bu riskler kulak gibi vücudun başka yerlerine de takılan cildi delici takıların ve işlemlerin (dövme gibi) tümü için geçerlidir.
OOXML’e Karşıyız..!!
Çünkü bizler; tüm kamu kurumlarının, firmaların, yerel yönetimlerin, okulların, hastanelerin ve sıradan insanların “gelecek endişesi” olmaksızın kullanabileceği, özgür ve açık bilişim standartlarını istiyoruz… Bizler, bilişim standartlarının uluslararası yazılım tekellerine değil; insanlara hizmet için var olması gerektiğini düşünüyoruz…
Hedefimiz, herkesin kamusal bilgiye hızlı, eşit, ücretsiz ve özgürce ulaşabileceği bir yapıdır.
2006 yılında, OASIS OpenDocument adıyla da bilinen ve bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan bir standart doğdu. OpenDocument, özgür ve herkese açık bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006). OpenDocument standardı sadece özgür ve güvenilir olmakla kalmayıp, devletleri ve vatandaşlarını da belli bir yazılım markasının ürünlerine mahkûm olma zorunluluğundan kurtarıyordu…
OpenDocument dosya biçimlerinin birer uluslararası ISO standardı olarak kabul edilmesi üzerine, pek çok ülkede “özgür ve açık standartlar” kullanma eğilimi artış gösterdi. Bu gelişmeden rahatsız olan ve OASIS üyesi olmasına karşın OpenDocument’ın standartlaşması aşamasında işbirliği davetlerini reddeden Microsoft, kendi Office serisi ürünlerinde kullanacağı XML tabanlı dosya biçiminin bir ISO standardı olarak kabulü için çalışmalara başladı. Microsoft’un bir ISO standardı olarak kabul edilmesini istediği bu yeni dosya standardının adı OOXML…
OOXML’in açılımı her ne kadar Office Open XML olsa da, bu yeni standart açık ve özgür değil… OOXML’in içerdiği teknolojilerden bir kısmı patentlenmiş durumda. Patentlerin sahibi ise elindeki patentleri kullanarak özgür yazılımları kullanan kişi ve şirketleri tehdit eden bir firma… Standart yeterince açık olsa ve kabul edilse bile, bu standardın içerdiği teknolojileri kullananlara Microsoft tarafından dava açılabilecek!
(…)
OOXML’in ISO standardı olarak kabul edilmesine dair oylama, 24-25 Şubat günü Cenevre’de ulusal standart komitelerinin bir araya geleceği toplantının ardından, 30 Mart’a kadar olan süreçte gerçekleşti. Bu süreçte, Özgürlükİçin topluluğunun öncülüğünde büyük bir kampanya yürütüldü. Türkiye’yi temsil eden Türk Standartları Enstitüsü (TSE); Türk özgür yazılım topluluğunun itirazlarını dikkate alarak, ilk oylamadaki “Evet” oyunu, “Çekimser” olarak değiştirmeye karar verdi.
Türkiye’nin nihai oylamada oyunu “Hayır” olmasını elbet tercih ederdik ancak bu “Çekimser” oy, artık Türkiye’nin de OOXML’in “bir standart değil, bir ürün” olduğunu anlamaya başladığını gösteriyor.
Tüm çabamız, özgür ve bilgiye ulaşmada fırsat eşitliği sağlayacak mevcut OpenDocument standardını engellemeye yönelik hazırlanan “OOXML“in çeşitli kamu ve yerel yönetim hizmetlerinde karşımıza çıkmasını engellemek.
- OOXML’e karşıyız çünkü bu yeni standart, bilgiye özgür ve açık standartlarla erişimi engellemeye yönelik bir girişim. Bu nedenle bizler, özgür OpenDocument dosya biçimlerini destekliyor ve mevcut yazılım tekellerinin kendi patentli ve markalı teknolojilerini kamusal alanlarda standart haline getirme çabalarına karşı çıkıyoruz!
- OOXML’e karşıyız çünkü bu yeni dosya biçimi tek bir yazılım firması tarafından destekleniyor. Bir devlet düşünün, arşivindeki eski tarihli belgeleri açamıyor, çünkü bu belgeler artık desteklenmeyen bir dosya biçiminde yazılmış. Dosya biçimi sadece tek bir programla açılabiliyor ve o şirket artık piyasada yok! Bundan 10 yıl, 20 yıl sonra ne olacağını kim garanti edebilir? Bir şirket ürünü desteklemeyi durdurdu diye ülkelerin arşivi kaybolup gidecek mi?
- OOXML’e karşıyız çünkü eski MS Office belgelerine uyumluluk adına tanımlanmış, ancak nasıl işlenmesi gerektiği belirtilmemiş etiketleri kullanıyor bu yeni standart. Bunlar sadece “şu program gibi davran” diyorlar, örneğin “Word95GibiBiçimlendir” bunlardan biri. Standart “açık” olduğunu iddia ederken, programların bu tarz özellikleri kullanabilmesi için adı geçen programların nasıl çalıştığının bilinmesi gerekiyor. Bu ise OpenOffice.org gibi programların yıllardır uğraşıp halen tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri bir durum.
- OOXML’e karşıyız çünkü daha önceki oylama sırasında gündeme getirilen ve büyük kısmı hâlâ çözümlenmemiş 3000′den fazla soruna sahip bir standart öneriliyor bize!
- OOXML’e karşıyız çünkü bu yeni standart talebi geçmişte VML gibi standart olma başvurusu reddedilmiş teknolojilere atıfta bulunuyor. Bir standardın, hem de konuda onaylanmış ve herkese açık/özgür alternatifleri (Örneğin SVG) varken, reddedilmiş eski ve sahipli bir teknolojiye atıfta bulunması, bu yeni standardın neden açık ve özgür olamayacağının bir başka göstergesi… Bu yeni standart, Microsoft’un pek çok patentli teknolojisine atıflarda bulunması, bu yeni dosya biçimini kullanacak yazılım firmalarının üzerinde bir patent/mahkeme kılıcının sallanmasına yol açacak!
Aslında karşı olmak için daha pek çok nedenimiz var….
ISO tarafından onaylanmış bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006) olmasına rağmen, Microsoft’un kendi sahipli dosya biçimi olan OOXML’in “bir standart adı altında” kamuya ve yerel yönetimlere pazarlama çabaları hakkında bilgisayar kullanıcılarını bilgilendirmek ve harekete geçirmek amacıyla “OOXML’e Hayır!” diyoruz.
(…)
Özgürlükİçin OOXML’e Hayır! demeye devam ediyoruz…
Facebook’tan Tornado Duyurusu
Arkadaşlarımızla bir şeyler paylaşmayı kolaylaştıran sosyal ağın önemli parçalarından biri de gerçek zamanlı güncellemelerdir. Facebook ve FriendFeed gibi web uygulamalarında kullanıcıların ilgisini çeken “gerçek zamanlı” haber beslemelerinin ardında, Python tabanlı muazzam bir teknoloji var.
Geçtiğimiz haftalarda Facebook tarafından satın alınan FriendFeed’de tüm sitenin gerçek zamanlı güncellemeleri vermesini sağlayan bu teknolojinin adı Tornado. FriendFeed ekibi, geliştirdikleri Tornado ismindeki bu altyapıyı açık kaynak dünyasına kazandırdılar.
Tornado, Python’da yazılmış ve kolay, engellemeyi önleyen bir Web sunucusu. Aynı anda binlerce bağlantının sağlanması ve bu sayede gerçek zamanlı Web hizmetlerinin ideal hale getirilmesi için tasarlanmıştır. Tornado, FriendFeed’in gerçek-zaman fonksiyonunun çekirdek birimlerinden biri artık.
Tornado, Python’da yazılmış var olan Web geliştirme çatılarıyla (Django, Google’ın webapp’i, web.py) aynı olsa da hız ve aynı anda gerçekleşen bağlantı trafiğiyle başa çıkma özelliği, sunucunun asıl odaklandığı noktaları oluşturuyor.
Tornado’nun Öne Çıkan Özellikleri
Tornado biraz web.py ve Google’ın webapp’ine benzese de, sağladığı daha fazla araç ve iyileştirmeyle web sağlayıcı ve araçlarının kullanılmasını kolaylaştırıyor. Tornado’nun öne çıkan bazı özellikleri şunlar:
- Temel site kurulum araçlarının tamamı: Tornado, web geliştirmenin en zor ve tedirgin eden kısımlarına dâhili destek sağlıyor. Bunların arasında taslaklar, imzalanmış çerezler, kullanıcı yetkilendirme, yerelleştirme, agresif statik dosya önbellekleme, siteler arası sahtecilik koruması ve Facebook Connect gibi üçüncü şahıs şirketlerin yetkilendirilmesi bulunuyor. Sadece istediğiniz özellikleri kullanmanız yetiyor ve Tornado’yu diğer taslaklarla birleştirmek de son derece basit.
- Gerçek-zamanlı hizmetler: Tornado eşzamanlı birçok bağlantı yapılmasını sağlıyor. Tornado kullanarak long polling veya HTTP akışı aracılığıyla gerçek-zamanlı hizmetler yazmak çok kolay. FriendFeed’in tüm aktif kullanıcıları FriendFeed sunucularına bağlantı kurmaya devam edebilir.
- Yüksek Performans: Diğer Python tabanlı web geliştirme çatılarıyla karşılaştırıldığında, Tornado çok hızlı. Python ile yazılmış diğer çerçeveler ve Tornado üzerinde bazı yükleme testleri yapıldı. Tornado’nun verileri, diğer geliştirme çatılarından dört kat daha yüksek çıktı.

Artık sadece Linux, Apache, MySQL ve PHP grubuyla Facebook veya FriendFeed gibi sosyal ağları hayata geçirmek mümkün değil. Tornado, Cassandra, Hive (Hadoop üzerine kurulmuştur), memcache, Scribe, Thrift ve bunlar gibi yeni yapılara sahip başka yazılımlar da gerekiyor. Facebook OpenSource programı çerçevesinde bu yararlı yapı parçası da açık kaynak olarak paylaşılmış durumda.
Tornado hakkında daha teknik bilgiler için, Facebook Ürün Yöneticisi Bret TAYLOR‘ın blog girdisine bakabilirsiniz. Eğer bu konuyla ilgileniyorsanız, Facebook ekibinin aralarına katılacak yeni yazılım mühendislerini beklediğini de, haberimize ekleyelim
.
Tornado’nun kaynak kodlarını, nasıl belgelerini ve geliştirici posta listesini GitHub‘ta bulabilirsiniz.
-
Arşiv
- Kasım 2009 (3)
- Ekim 2009 (9)
- Eylül 2009 (19)
- Ağustos 2009 (89)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS

Özgürlükİçin Topluluğu’nun yayınladığı e-derginin 18. sayısı yayınlandı.

