Blog Arşivleri

Özgür Yazılım Depoları Büyüyor

Avrupa'da kamu yararı sağlayacak 2.000'den fazla yazılım var.Avrupa Komisyonu’na bağlı bir yapı olan Açık Kaynak Gözlemevi ve Yazılım Depoları (OSOR.eu), Avrupa’da kamu yararı sağlayabilecek 2.000′in üzerinde özgür yazılıma ev sahipliği yaptığını duyurdu.

Avrupa Komisyonu bilişim bölümü yöneticisi Francisco García MORÁN, “2000′inci açık kaynak projesi federasyonu, OSOR için önemli bir kilometre taşı ve öneminin kanıtı” dedi ve ardından “OSOR Kamu İdareleri arasında işbirliği için yeni yollar açtı ve bu gelişme geleceğimiz için önemli bir dönüm noktasıdır.” diye ekledi.

OSOR.eu, proje barındırma ve federasyon platformlarının birleşiminden meydana gelen bir oluşum. Federasyon yapısının olması, Avrupa’daki ulusal ya da bölgesel yönetimler tarafından işletilen 10 benzer siteye daha erişim sağlamasına olanak sağlıyor. Unutmadan söyleyelim, bu 2.000 projeye Forja de Rediris‘de (İspanya) barındırılan 561 ve Addulact‘da (Fransa) barındırılan 455 ücretsiz yazılım projesi de dâhil.

OSOR deposuna en son eklenen projeler, açık kaynak ağ izleme aracı olan Nagios için Zorb isimli bir eklenti ve XML dosyaları için bir dönüştürücü olan Genricoder. Coğrafi analiz yapan Java kütüphanesi Sextante, OpenOffice.org şablonu Wollmux ve coğrafi bilgi yönetim uygulaması GvSig de OSOR yazılım depolarında barındırılan popüler yazılımlardan.

Özgür Yazılım Nedir?

pardus-yaz-stajiÖzgür yazılım nedir? Tutsak yazılım olur mu ki özgür yazılım olsun? nasıl bir şeydir bu özgür yazılım, yenir mi içilir mi? özgür yazılım da bizi görecek mi? :P Bugün bu sorulara yanıt aramaya çalışalım hep beraber.

Öncelikle “Yazılım nedir?” sorusuna cevap bulalım: Bu konuda TDK Sözlüğü diyor ki: Yazılım; bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.. Örnek isterseniz kelime işlemci programlar, bilgisayarınız açıldığında CD sürücünüzü, sabit sürücüleri, RAM’i tanıyan BIOS; işletim sistemi, web tarayıcınız, virüslerin kendileri, antivirüs programları hepsi birer yazılımdırlar.

Bu arada bilmemiz gereken bir kavram daha vardır ki o da kaynak kodu(source code)dur. Kaynak kodu, yazılımların nasıl çalıştığı konusunda bize bilgi verir. Kaynak kodu herhangi bir programlama diliyle yazılmış olup (C, C++, Java, Perl gibi) bu dili biliyorsak bizim anlamamızı sağlayacak formdur. Bu kaynak kodları sonra bazı derleyicilerden geçip de bilgisayarınızın anlayacağı hâle getirilir. Yani popüler söylenişiyle 10010000101110101011 gibi 1′ler ve 0′lar (ikili sistem) hâline gelir.

Kapalı Kaynak Kodlu yazılımlar adından da anlaşılacağı üzere bize kaynak kodunu göstermeyen yazılımlardır. Yani bir programı kullanırsınız ama nasıl çalıştığını, bilgisayarınıza o anda neler yaptığını bilemezsiniz. Bunun doğal bir sonucu olarak da herhangi bir sorunla karşılaştığınızda bu sorunun neden dolayı oluştuğunu da kestirmeniz pek mümkün olmaz. Yazılımı geliştirmek sadece o yazılım sahibinin tekelindedir. Yani siz beğenmediğiniz, ya da “şöyle olsa nasıl olurdu?” dediğiniz bir yazılımı istediğiniz şekilde değiştirme hakkına sahip değilsinizdir. Bunu şöyle de örneklendirebiliriz; önünüze sabit menü bir yemek gelmektedir ve tuzu, karabiberi, herşeyi ayarlanmış olduğu size söylenir, size de yemenizi söylerler. Ayrıca o yemeği civar köylerde yapan bir tek kendilerinin olduğunu iddia edip de sizden fahiş fiyatlar isterlerse vay hâlinize…

Bu kaygıları kendi bünyesinde taşıyan insanların kurdukları Özgür Yazılım Vakfı(Free Software Foundation[FSF]) bu konuya el atmıştır. 1970’li yıllarda MIT(Massachusetts Institute of Technology)’nin Yapay Zeka Laboratuarlarında beraber çalıştığı ve aynı şekilde düşündüğü bir grup arkadaşıyla Richard M. Stallman ortaya GNU felsefesini atar. GNU “GNU is Not Unix” manasına gelen özyinelemeli(rekürsif) bir kelimedir. Unix adlı kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinden ayrı bir manaya geldiğini belirtmek için GNU kelimesini seçmişlerdir…

Peki nedir bu GNU felsefesi? 1985 yılında, özgür yazılımları bir çatı altına toplamak amacıyla kurulan Özgür Yazılım Vakfı, aynı yıl özgür yazılımları korumak amaçlı bir lisans yayınlar. Bu lisansın adı da GPL‘dir(GNU General Public Licence) yani Türkçesi “GNU Genel Kamu Lisansı”. Artık özgür yazılımlarımızı koruyacak bir dayanağımız vardır…

O zaman bu GPL nedir? Nasıl koruyacaktır özgür yazılımları?

  • http://www.belgeler.org/KiTAPLIK/gpl.html adresinden Türkçe çevirisine
  • http://www.gnu.org/licenses/gpl.html adresinden orjinaline ulaşabileceğiniz GPL‘in temel olarak koruduğu 4 hak vardır:
    1. Her türlü amaç için programı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).
    2. Programın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Program kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.
    3. Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).
    4. Programı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Program kaynak koduna erişim bunun için de bir önşarttır.

Bir yazılım, bu 4 temel hakka da sahipse ‘özgür yazılım’ olarak değerlendirilebilir. Bu noktada şuna değinmekte de yarar var: Özgür yazılımlar hakkında sık rastlanan bir yanlış anlama, özgür yazılımların ücretsiz olduğudur; genellikle böyle olmakla beraber, özgür yazılımlar ücretli olabilirler, fakat kaynak kodları ücretlendirmelerinden bağımsız olarak açıktır.

Peki Özgür Yazılım GNU Felsefesinin bize ne yararı var? Getirdikleri götürdükleri nelerdir? Bir de Linux varmış, o ne ola ki? Bu soruları da bir sonraki yazımızda cevaplamaya çalışacağız…

Özgür Lisans ve EULA Farkı

GNU GPL özgürdür.Geçtiğimiz günlerde Genel Kamu Lisansı (GPL) Fransa’da mahkemede bir kez daha kazandı. Bu ihlal davasını özel yapan ihlal edilen kodun geliştiricileri tarafından değil, kullanıcılar tarafından açılmasıydı. Bu durum, özel  kullanıcıların da Genel Kamu Lisansı’nın başarılı şekilde haklarının kamunun kendisi tarafından da başarıyla korunabileceğini gösterdi. Pek çok insanın özgür bir lisans ile EULA (Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi) arasındaki farkları bilmediğini göz önüne alarak, fırsattan istifade meseleyi bir kez daha, ama bu sefer grafiklerle açıklamaya karar verdik.

Öncelikle bu davada neler olup bittiğine bir bakalım. Eğitim yazılımları satın alan Yetişkinler için Fransız Mesleki Eğitim Organizasyonları Birliği (AFPA), Edu4 firmasının sattığı uzaktan eğitim yazılımının Genel Kamu Lisansı’na sahip bir VNC istemcisinin kodlarını kullandığı farketti. İşin kötü tarafı, Edu4 VNC istemci yazılımın kaynak kodunu sunmuyordu ve istemci ile ilgili tüm telif hakkı mesajlarını da silmişti.

Bu gibi durumlar biraz irdelendiğinde, genellikle ya cehalet ya da yanlış anlama yüzünden böyle olduğu görülür ve Özgür Yazılım Vakfı ve Yazılım Özgürlüğü Hukuk Bürosu (Software Freedom Law Center) olayı mahkemeye taşımaya gerek kalmadan çözer. Fakat Edu4 ile böyle olmadı. Tekrar tekrar yapılan isteklere rağmen Edu4 kaynak kodu sağlamayı reddetti, dolayısıyla iş mahkemeye taşınmak zorunda kaldı. AFPA 2002 yılında FSF Fransa’nın da yardımıyla Edu4′e dava açtı ve geçtiğimiz günlerde dava Edu4′ün aleyhine sonuçlandı.

Böylece GPL lehine bir dava daha kazanılmış oldu. GPL ihlalleri bugüne kadar birçok ülkede düzenli olarak davalara konu oldu, yani GPL’i ihlal etmek pek akıllıca bir şey değil aslında. Ancak bu durum GPL’in geçerliliğinin değil, telif hakkının geçerliliğinin tasdik edildiği anlamına geliyor.

Klasik Telif Hakkı Modeli

Bu da bizi Windows kullanıcıların program yüklerken genelde okumadan tıkladıkları Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi (EULA) ile GPL ve BSD gibi özgür lisanslar arasındaki farka getiriyor. Bu belgelerin işlevini basit grafiklerle göstererek bu farkı açıklamaya çalışalım.

Aşağıdaki ilk grafiğimiz, klasik telif hakkı (copyright) durumunda geliştirici ve dağıtımcılar ile kullanıcıların haklarını gösteriyor. Telif hakları yargı yetkisinin kullanıldığı yere göre değiştiriyor, ama bu grafik meseleyi çok basitleştirilmiş olarak ele almaya çalışıyor. Gördüğünüz üzere, grafik “kullanıcı” ile “geliştirici/dağıtımcı”yı birbirinden ayırıyor. Her ne kadar bu ikisi sık sık birleşse de, ikisi arasındaki net farkı da kabul etmek lazım. Geliştirici kaynak kodda değişiklik yapmak, kullanıcı ise sadece kullanmak ister, kaynak kodla işi yoktur. Dağıtımcı çalışmayı çok sayıda insana ulaştırmayı ister, kullanıcının ise böyle bir derdi yoktur.

Klasik telif hakkı modeli

Buradaki yeşil çubuk hakları temsil ediyor. Klasik telif hakları (copyright) söz konusu olduğunda, çalışma (iş) üzerinde değişiklik yapmak veya çalışmayı dağıtmak tamamen ürün hak sahibinin elinde olduğu için, onay almamış geliştiricinin ve dağıtımcının hiçbir hakkı yoktur. Kullanıcının ise birkaç hakkı vardır, mesela kişisel amaçlı yedekler yapabilirsiniz. Bu nedenle de yeşil çubuk kullanıcı tarafında daha uzundur.

Genel Kamu Lisansı (GPL) Modeli

Şimdi bir de GPL‘e bakalım. Mavi kısımlar kullanıcılara ve geliştirici/dağıtımcılara GPL’in verdiği ek hakları temsil ediyor. Kullanıcı olarak, o işten istediğiniz kadar çok kopya çıkarabilir ve istediğiniz arkadaşınıza verebilirsiniz. Geliştirici/dağıtıcı olarak ise, işi değiştirebilir ve toplu olarak dağıtabilirsiniz, tabii özgün işi değiştirerek ortaya çıkardığınız ürünü de GPL ile lisansladığınız sürece…

Genel Kamu Lisansı modeli

Bu grafikten “GPL ihlali” dendiğinde aslında “telif hakları ihlali”nden bahsedildiğini anlıyoruz. Eğer GPL’in şartlarına uymazsanız (Edu4 davasındaki gibi istenildiğinde kaynak kodunu yayınlamazsanız) size GPL’in sağladığı ek haklardan da feragat etmiş olursunuz. Böyle olunca, klasik telif haklarına dönmüş oluyorsunuz, yani yetkisiz olarak dağıtamıyorsunuz. Diğer bir deyişle, Genel Kamu Lisanslı işin verdiği hakları ihlal ettiğinizde dava edilebilirsiniz!

BSD Lisansı Modeli

Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi’ne geçmeden önce, bir de BSD Lisansı‘na bakalım. Gördüğünüz üzere, BSD lisansı GPL’e çok benzer, ama geliştirici/dağıtımcı tarafında ek bir mavi bölge vardır. Bu ek bölge GPL’in “karşılıklı” doğasını oluşturur, “siz alıp değiştirebiliyorsanız başkaları da sizden alıp değiştirebilmeli” kısmıdır. GPL’in copyleft tabir edilen “aynı şekilde sen de paylaşmalısın” şartı, BSD türü lisanslar açısından bakıldığında da GPL bir kısıtlama gibi görünür. BSD lisansı, yazılımın kodunu değiştirerek kullanan kişinin aynı lisansı kullanmasını zorunlu kılmaz, dolayısıyla geliştirici ve dağıtımcılar için daha az kısıtlayıcıdır.

Bir başka deyişle, programınızı BSD lisansı ile yayınladığınızda, karşı tarafa sizin kaynak kodlarınızı kullanma ve değiştirdiği kısmı sizinle paylaşmama hakkını da veriyorsunuz!

BSD Lisansı modeli

Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi (EULA) Modeli

Son Kullanıcı Lisans Sözleşmesi (EULA) ise, grafikten de göreceğiniz üzere, tamamen farklı bir şekilde işler. Özgür lisanslar size normalde sahip olmadığınız haklar tanırken, EULA klasik telif hakları bağlamında sahip olduğunuz hakları elinizden alır (kırmızı bölge). Örneğin Apple, Mac OS X kullanımını “Apple etiketli bilgisayarlar”la kısıtlar. Klasik telif hakları, yazılımı nasıl kullandığınızı önemsemezken, Apple ya da Microsoft size bazı kısıtlamalar getirebilir!

EULA modeli

Bu durum, Son Kullanıcı Lisans Sözleşmeleri (EULA ya da Yazılım Lisans Sözleşmesi ya da avukatların icat ettiği diğer janjanlı ifadeler) ile özgür lisanslar arasındaki en önemli farktır. Biri kısıtlamaları ortadan kaldırırken, diğer yeni kısıtlamalar getirir. GPL ihlali üzerine inşa edilen her türlü dava telif hakları temeline otururken, EULA davaları başka bir sürü dengesiz etkeni de beraberinde getirir: satış sonrası kısıtları, anlaşma şartları, bağlayıcılık, yazılımınızı başkasına devredememeniz, imza, vesaire, vesaire…

Sonuç olarak, Genel Kamu Lisansı (GPL) ile ilgili davalar hep özgür yazılım ve kamu lehine sonuçlanırken; EULA davaları bazen şirketlerin lehine, bazen de EULA’nın aleyhine sonuçlanmıştır. GPL açık seçiktir. Ya kurallarına uyarsınız ya da mahkemede kaybedersiniz!

EULA yani özgür olmayan işletim sistemlerinde kullandığınız Son Kullanıcı Lisans Sözleşmeleri ise bulanıktır. Sonuçtan asla emin olamazsınız.

Windows’un 7 Günahı

Windows 7 GünahlarıMicrosoft’un yeni işletim sistemi olan Windows 7 de dâhil olmak üzere, Vista, XP ve daha önceki diğer tüm sürümleri, yazılım patenti gibi bir probleme sahip. Kullanıcıların Windows yazılımı üzerinde değişiklik yapmalarına, paylaşmalarına ya da iç kısımda nasıl çalıştığını anlamalarına müsaade etmiyor.

Gerçek şu ki Windows 7 patentlidir demek; Windows anlaşmalar, patentler ve telif hakları sayesinde, kullanıcıları üzerindeki kontrolünün kanuni olduğunu iddia edebiliyor demektir. Microsoft da bu gücünü, bilgisayar kullanıcıları üzerinde kötü yönde kullanıyor. Özgür Yazılım Vakfı da bu nedenle, başlattığı yeni kampanyada, Microsoft tarafından yapılan 7 kötü davranışı listelemiş:

  1. Eğitimle Etkileme: Bugün, bilgisayarla eğitim gören çocuklardan çoğuna bir tek şirketin ürününü kullanmaları öğretiliyor: Microsoft yazılımı. Microsoft, eğitim bölümleri yanına çekebilmek için lobicilik ve pazarlamaya büyük paralar harcamaktadır. Eğitim, bir şirketin kendi tekelini aşılama yolu değil, bilgisayarların gücünü kullanarak özgürlük aşılama anlamında olmalıdır.
  2. Mahremiyete Tecavüz: Microsoft, Windows Genuine Advantage (Windows Orijinal Ürün Avantajı) gibi isimlendirilen yazılımlar kullanarak kullanıcı sabit disklerinin içeriklerini kontrol edebilmektedir. Lisans anlaşmaları, kullanıcıların Windows’u bu tür sorunlara karşı uyarılara bakarak kabul etmelerini talep etmektedir ki Microsoft, bunu uyarısız yapmanın doğru olduğunu iddia etmektedir.
  3. Tekel Davranışı: Neredeyse her bilgisayar Windows önyüklemeli olarak satışa sunulmaktadır, üstelik başka seçenek bırakılmadan. Microsoft donanım satıcılarına, kullanıcılar aksini isteseler dahi, Windows’a bağımlı ürünler satmaları konusunda baskı yapıyor. Hatta diğer işletim sistemlerine olanak verse dahi Windows’u birincil olarak kullanmalarına zorluyor.
  4. Bağımlılık: Microsoft, düzenli bir şekilde eski Windows ve MS Office sürümlerine desteği sonlandırarak kullanıcıları güncel sürümlere yükseltmeye ve donanımlarını yenilemeye zorluyor. Birçok insana göre bu zorlama, yeni Windows sürümünün gereksiz donanım ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için çalışan bilgisayarlarını çöpe atmak almanına geliyor.
  5. Standartları Kötüye Kullanmak: Microsoft, belge biçimlerinde özgür standartlar kullanılmasını engellemeye çalışıyor. Çünkü OpenDocument biçimi gibi özgür standartlar, patent yoluyla kullanıcılar üzerinde oluşturdukları kontrolünü tehdit etmektedir.
  6. Dijital Kısıtlama Yönetimini Güçlendirme (DRM): Windows Media Player için büyük medya şirketleriyle gizli anlaşmalar yapıyor ve sadece Microsoft ürünleri üzerinde kopyalama ve oynatmaya izin veren kısıtlama getirmeye çalışıyorlar. Örneğin, NBC’nin isteğiyle, insanların televizyon gösterilerini kaydetmek kanuni hakları olduğu halde Windows kullanıcılarını engelleyebilmektedir.
  7. Kullanıcı Güvenliğini Tehdit: Windows’un güvenlik açığı, virüs yayılımını engelleyememek ve kullanıcıların bilgisayarlarına kötü amaçlı olarak uzaktan ulaşılabilmesi ile ilgili uzun ve kötü bir tarihi var. Yazılım kapalı olduğu için tüm kullanıcılar Microsoft’un bu problemi çözüp çözmemesine bağımlı. Oysa Microsoft, kullanıcılarının değil kendi güvenliğiyle ilgileniyor.

Yardım edebilirsiniz!

GNU/Linux gibi özgür işletim sistemleri Windows ile aynı işleri yapabiliyor. Ayrıca onlar kullanıcılarını paylaşıma, değişime ve onların diledikleri gibi yazılım üzerinde çalışmalarını teşvik eder. Microsoft’tan ve bu yedi günaha kurban olmaktan kaçınan kullanıcılar için, özgür yazılım kullanmak en iyi çözümdür. Yazılım ve bilgisayarların daima problemleri olacak ama özgür yazılım kullanarak kullanıcılar ve onların toplulukları, kendi kendilerine problemleri çözecek ve birbirine öğreterek güçlenecek.

Günahların her biri ve onlardan kaçınmak için ayrıntılı bilgiyi windows7sins.org adresinden edinebilirsiniz. Özgür Yazılım Vakfı‘nın kampanyayla ilgili haber, duyuru, Microsoft’un suistimalleri, Windows 7 problemleri ve özgür yazılımın önemi hakkındaki bildirilerinden haberdar olmak için siteye kayıt olabilirsiniz.

Linux Çekirdeği Nasıl Gelişiyor?

Linux Kerneli Nasıl Gelişiyor?Linux Vakfı, 16 ayın ardından Nisan 2008 tarihli Linux Kernel Geliştirmeleri Araştırması’nın güncellemesini yayınladı. Kernel geliştiricileri Jonathan CORBET, Greg KROAH HARTMAN ve Linux Vakfı’ndan Amanda McPHERSON tarafından kaleme alınan yeni raporda, geçen 16 aylık süre içerisinde Linux kerneline 2.7 milyon satır kod eklenmiş olduğu açıklandı.

Linux Kernel Gelişimi” raporu, Linux çekirdeğinin gelişmesine ve yenilenmesine destek olan geliştiricilerden ve şirketlerden oluşan büyük bir topluluğun bulunduğuna işaret ediyor.

Rapor son derece ilginç rakamlar içeriyor. Rapora göre, Nisan 2008′den beri her bir çekirdek sürümüne katkısı olan geliştiricilerin sayısı yüzde 10′luk artış gösteriyor. Bu seviyedeki faaliyet, her saat başı ortalama 5.45 yama kabulü ve ilk araştırmadan bu yana yüzde 42′lik artış olduğu anlamına geliyor. Araştırmada bulunan diğer başlıklar:

  • Her Linux kerneli, 200′den fazla farklı şirkette çalışan, yaklaşık 1.000 geliştirici tarafından geliştiriliyor. Bu, dünya üzerindeki dağıtımı yapılan en büyük yazılım geliştirme projesi oluşumu. Linux’un endüstride yer edinmesinin yansıması olarak, 2008′den bu yana bireysel geliştirici sayısı yüzde 10 artış gösterdi.
  • Kernel gelişimine katkıda bulunanların yüzde 70′inden fazlası Red Hat, IBM, Novell, Intel, Oracle, Fujitsu gibi dev şirketlerde çalışan geliştiricilerden oluşuyor. Tüm bu şirketler, kernel gelişimine katkı sağlayarak pazarlarında keskin rekabete giriştiklerini fark etmiş durumdalar. Red Hat, Google, Novell, Intel ve IBM incelemelerde bulunan ve Linux gelişimini destekleyen geliştiriciler çalıştıran şirketlerin başını çekiyor.
  • Linux çekirdeğine günlük ortalama 10.923 satır kod ilavesi gerçekleşiyor. En önemli kernel uyarlamaları için yüksek kaliteli ve uygun kodların bulunmasını sağlamak adına günlük ortalama 5.547 kod satırı çıkartılıyor.

Hangi Şirket Ne Kadar Destek Veriyor?

Linux Vakfı Teknik Tavsiye Heyeti (Technical Advisory Board) üyesi olan CORBET ve KROAH-HARTMAN, yaklaşık 500 günlük Linux geliştirme çalışmasına karşılık gelen, 2.6.24′ten 2.6.30′a kadar olan son altı çekirdek sürümünü incelediler. Raporda, Linux çekirdeğine kimlerin ne sıklıkla ve ne amaçla katkıda bulunduğunu içeren bilgiler mevcut.

Aşağıdaki tablodan da göreceğiniz üzere, Linux çekirdeğine en büyük katkı, yüzde 21′lik oranla bireysel geliştiricilerden geliyor. Bireysel katkıcıları Red Hat (% 12), IBM (%6,3), Novell (% 6,1), Intel (% 6) ve diğerleri izliyor.

Hangi Şirket Linux'a Ne Kadar Destek Veriyor?

Linux.com “Vaka Raporları” arasında da bulunan çalışma, yeni nesil Linux platformunun netbook, otomotiv ve enerji gibi bileşik pazarlardaki Linux talebini körükleyeceği öngörüsüyle sonuçlandırılıyor.

Linux Vakfı yetkili yöneticisi Jim ZEMLIN, “Bu rapor gösteriyor ki Linux gelişim hızı, daha çok bireysel geliştirici ve şirketin her sürüm döngüsünde Linux çekirdeği gelişimine olan desteğiyle büyüme yönünde ilerliyor.” şeklinde konuştu ve ekledi: “Yeni pazarlarda Linux kullanımının artması ve geliştirici topluluğun ve sponsorların beyan edilmesiyle, platformu destekleyip ekosistemi güven altına alarak, gelişim sürecine katkı sağlayacakların sayısı artmaya devam edecek.”

CORBET ve KROAH-HARTMAN LinuxCon‘da, çekirdek gelişim sürecine odaklanılacağı ve yeni araştırmadaki gün yüzüne çıkan bazı eğilimlerin inceleneceği bir panele katılacaklar. Linux’un isim babası Linus TORVALDS‘ın da açılış konuşmasıyla panel, 21 Eylül 2009 Pazartesi günü, saat 14:00′de başlayacak.

Açık Kaynak Koalisyonu Kuruldu

Amerika İçin Açık Kaynak KoalisyonuGeçtiğimiz hafta Amerika’da, aralarında özgür yazılım firmalarının, akademik enstitülerin, topluluk ve grupların da dâhil olduğu, yaklaşık 70 katılımcının bir araya gelmesiyle Amerika İçin Açık Kaynak Koalisyonu (Open Source for America Coalition) kuruldu. Bu koalisyon, Amerikan hükümetini ve kamu kurumlarını açık kaynağa geçirmeyi amaçlıyor. Özgür yazılımların avukatı gibi davranacak olan grup, politik kararların ve uygulamaların değişimine yardım ederken, özgür topluluk koordinasyonlarının oluşturulmasında da katkıda bulunacak.

Amerika İçin Açık Kaynak Koalisyonu, bunların yanında bir danışma kuruluna sahip. Bu kurulda Ubuntu ve Canonical’ın kurucusu Mark SHUTTLEWORTH, Roger BURKRHARDT, Stormy PETERS, Eben MOGLEN, Tim O’REILLY, Sun Microsystems’dan Simon PHIPPS, Red Hat CEO’su Micheal TIEMANN ve Linux Vakfı Direktörü Jim ZEMLIN ile birlikte diğer katılımcılar koalisyona rehberlik etmek için bulunuyor.

Koalisyonun kurucuları arasında Alfresco, AMD, Black Duck, Canonical, CodeWeavers, Google, Ingres, JasperSoft, Mozilla Vakfı, Novell, Oracle, O’Reilly, Red Hat, SugarCRM, Sun, Zimbra ve Zamanda gibi firmalarla birlikte Monty WIDNIUS, Mitch KAPOR, Jono BACON, Bdale GARBEE ve Geir MAGNUSSON gibi bireylerin yanı sıra Debian, GNOME Vakfı, ibiblio.org, Linux Vakfı gibi topluluk ve gruplar da bulunmakta.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 129 other followers